“Çocukken arkadaşlarımın beni namaz kılarken görmesinden korkardım. Şimdiyse, Ramazan Bayramı’nın BBC ekranlarında canlı olarak gösterilmesi gibi olağanüstü bir ana şahit oluyorum.”
Nadeine Asbali
Beni Ramazan Bayramı günü erken saatlerde BBC One’ı açmaya ikna edebilecek bir şey varsa o da Birleşik Krallık yayıncılık tarihinde ilk kez bir İngiltere karasal kanalında bayram namazının yayınlanmasıdır. Bu çığır açan yayın, Pazartesi günü Bradford Central Mosque’da kılınan bayram namazının tamamını ekrana taşıdı. Yayın, Kur’an tilavetiyle başlayıp, hem İngilizce hem de Arapça hutbe ile devam etti ve cemaatle kılınan namazın ardından gelen geleneksel bayramlaşmayla sona erdi.
Kimi Hz. Muhammed’e (sav) imrenerek kimi de beyaz saçlarını gizlemek için kına yakan kefiyeli amcalar, şeker peşinde koşan çocuklar, süslü giysiler, kınalı avuçlar ve gülümseyen yüzler,hem geçen mübarek ayın maneviyatından hem de muhtemelen fazla şeker yemekten coşan insanlar… Benim gibi Müslüman kimseler için bu sahneler her Ramazan Bayramı’nın
ayrılmaz parçaları, bayramı bayram yapan görüntülerdir. Fakat bunları ulusun âna televizyon kanalında apaçık seyretmek iyi gelen bir yenilikti. Bu âna tanıklık etmek, hem garip bir şekilde kabullenici hem de biraz duygusal hissettirdi.
Beni yanlış anlamayın. Televizyonda azıcık Müslümana benzeyen birini gördüğünde kendinden geçenlerden değilim. Aksine, alışık olduğumuz temsil tarzını sertçe eleştiren biriyim. Normalde Müslümanlar ancak kabul edilebilir bir hale büründüklerinde televizyonda olumlu bir şekilde resmedilirler. Kendimizi medenileştirmek için kek yapmalı, madalya kazanmalı ya da kendimizle dalga geçerek ucuz kahkahalar atmalıyız. Daha önce, televizyonda
Ramazan ve bayram genellikle zararsız, pasif yemek programlarında görürdüm. Bu programlarda, Müslümanlar için en önemli vakitlerden birinin sadece samosa ve biryani gibi yemeklerden ibaret olduğu izlenimi verilirdi.
Bu senenin Ramazan Bayramı canlı yayını tam da bu yüzden çok önemliydi. Semavi dinlerden birinden olsak da Müslümanlar olarak ibadet şeklimiz bizi diğerlerinden farklı kılıyor. Bana sorarsanız, günde beş vakit namaz, modern dünyanın yarattığı kaostan bir nebze olsun sıyrılmaya yarayan elzem bir manevi mola. Tanrı’nın huzurunda eğilip başımızı secdeye koymamız, yaratılmış varlıklar olarak ne kadar basit ve önemsiz olduğumuzu hatırlatıyor. Her rekatta okuduğumuz kısa ayetler, Kur’an’ın raflarda unutulmuş tozlu bir kitap değil; aksine, canlı ve mevcudiyetimizde nefes alan bir parçamız olduğunu kanıtlıyor. Benliğe tapınmanın yüceltildiği bir dünyada namaz kılmak, her şeyi bırakıp birkaç dakikamızı yalnızca ibadete ayırmamızı talep ederek bunun karşısında duruyor.
Buna rağmen namaz, kötülükle ve suçla bağdaştırılıp üzerine çamur atılmış bir ibadet. Okullardaki namaz yasağı tartışmaları, bunun en açık örneklerinden. Ben de dahil birçok kişi toplum içinde namaz kılarken gözetleniyor ve ve hatta güvensiz hissetmiştir. İşte bu yüzden ayram namazının televizyonda yayınlanması ayrı bir önem taşıyor. Yayın, daha önce de defalarca yapıldığı gibi sadece bayram kıyafetleri ve yemekler gibi önemsiz detaylara odaklanabilirdi. Ancak Kur’an tilavetinin ve namaz kılma şeklimizin tüm ulusa gösterilmesi, umuyorum ki, insanların yabancı ve tehditkâr gördüğü bu eylemi normalleştirir.
Yaklaşık 15 yıldır görünür olan Müslüman kimliğim sayesinde varlığım için özür dilemeyi ve toplumun gözünde kabul edilebilir bir müslümanın nasıl görünmesi gerektiği ile ilgili İslamafobik kalıplara girmeyi bırakmayı öğrendim. Artık başörtüm ya da kamuya açık alanlarda -güvenlik önlemlerinin yoğun olduğu havaalanlarında dahi- namaz kılmak konusunda kendimi daha az kaygılı hissediyorum. Çünkü inancım, doğduğum ülkeye ait olduğumu kanıtlama arzusundan daha değerli. Bu yüzden, Ramazan Bayramı’nda hep yaptığımız ibadetleri benimle aynı dinden diğer insanların mahcubiyet duymadan gerçekleştirdiğini görmek ve Müslümanların Tanrı’nın sözü olduğuna inandığı kitabı ulusal canlı yayında duymak, bana aitliğin herkese uymaya çalışmakta değil, gerçekten kim olduğumuza sadık kalmakta saklı olduğunu bir kez daha gösterdi.
Bradford’teki vaaz sırasında imamın da dediği gibi, bayram, Ramazan ayı boyunca kazandığımız manevi birikimi ileri safhaya taşımakla ilgili. İnancımız bize komünitelerimizde aktif olmayı öğretir ve komşumuz açsa gerçek inananlardan olamayacağımızı öğütler. Ramazan biz müslümanlar için manevi bir yoğunlaştırılmış kamptır ve dua ediyorum ki BBC’nin bu kısa yayını ulusun geri kalanına büyük oranda kötülenen bir inancın asıl anlamını gösterecektir.
Tabii ki bunun tüm problemleri çözeceğini veya derinlere kök salmış İslamofobiyi bir anda ortadan kaldıracağını düşünecek kadar saf değilim. Fakat akranlarının onu namaz kılarken göreceği korkusuyla yaşayan çocuk halim, bir gün bu ibadetin BBC One’da canlı yayınlanacağını hayal bile edemezdi. Bu yüzden bu yayın belki tüm sorunların çözümü olmayabilir, ama kesinlikle iyi bir başlangıç.
Çeviri: Beyza Çavdar
Kaynak: https://www.theguardian.com/commentisfree/2025/apr/02/eid-live-bbc-pray-british-muslims
Özgün Başlık: As a child, I was afraid of my friends seeing me pray. Watching Eid live on the BBC was a huge moment.